Cebir denkleminde bilinmeyen çoğu zaman bir sayıdır. çözüldüğünde bulunur. Diferansiyel denklemde ise aradığımız nesne bir fonksiyondur: bütün uygun girdiler için bir değer üreten ilişki. Denklem bu ilişkinin kendisini ve değişim hızını birbirine bağlar. Bir başlangıç bilgisi, mümkün eğriler arasından ilgilendiğimiz eğriyi seçebilir.
Önceki yazıda yerel değişimlerle eğri ve bölge toplamları arasında bağ kurduk. Burada yeniden tek bağımsız değişkene dönüyoruz. Türev, integral, üstel fonksiyon ve zincir kuralı temel araçlarımız olacak. Önce bir çözümün ne anlama geldiğini belirleyecek, sonra ayrılabilir ve doğrusal denklemleri çözecek, en sonunda kesin formül bulmadan yaklaşık ilerlemeyi göreceğiz.
1. Denklem bir fonksiyona koşul koyar
denkleminde bağımsız değişken, aranan fonksiyon, onun türevidir. Bütün fonksiyonları denklemi sağlar. Burada sabittir; farklı seçimler grafiği yukarı veya aşağı kaydırır. Bir çözüm, belirli bir aralık boyunca türevli olmalı ve denklemde yerine konulduğunda her noktada eşitliği sağlamalıdır.
Bir çözümü yalnız bir noktada denkleme uydurmak yeterli değildir. Örneğin fonksiyonunun sıfırdaki türevi 0’dır ve o noktada ile eşleşir. Fakat genel türevi olduğundan tüm aralıkta denklemi sağlamaz. Çözüm denetimi fonksiyonların eşitliğidir, tek bir sayısal eşleşme değildir.
Denklemde görülen en yüksek türevin sırasına mertebe denir. birinci mertebe, ikinci mertebedir. Derece ayrı bir kavramdır: denklem türevlerde polinom biçimindeyse en yüksek mertebeli türevin kuvvetini anlatır. Örneğin birinci mertebe ve ikinci derecedir. Günlük dilde bu iki sözcük karışabilse de hesapta ayrımı koruyacağız.
2. Başlangıç değeri ve sınır değeri
ile birlikte verilirse seçilir ve çözüm olur. Denklem ile aynı başlangıç noktasındaki ek bilgiye başlangıç değer problemi denir. zaman olarak yorumlanıyorsa isim doğrudan anlaşılır; fakat bağımsız değişkenin zaman olması şart değildir.
İkinci mertebeli bir denklemde çoğunlukla aynı noktadaki ve değerleri gerekir. Farklı uçlarda ve gibi değerler verilirse bu bir sınır değer problemidir. İki tür problem aynı biçimde davranmaz; sınır değerinde hiç çözüm, tek çözüm veya birçok çözüm olabilir. İkinci mertebeye geçtiğimizde bu farkı açık örnekle göreceğiz.
Genel çözüm sabitleriyle bir çözüm ailesini, özel çözüm ise seçilen bir üyeyi anlatır. Ancak bir yöntemle elde edilen aileyi “bütün çözümler” diye adlandırmadan önce bölme sırasında kaybolan veya ayrı dallarda kalan çözümleri kontrol etmeliyiz. Özellikle bilinmeyen fonksiyona bölmek bu bakımdan dikkat gerektirir.
3. Yön alanı denklemi görünür kılar
Birinci mertebeli denklem biçimindeyse her noktasında izin verilen eğim bellidir. Düzleme o eğimde kısa çizgiler yerleştirerek yön alanı oluştururuz. Çözüm eğrileri bu çizgilerin gösterdiği yerel yönü izler. Fonksiyonun tamamını bilmeden nerede yükselip alçaldığını okuyabiliriz.
örneğinde ve doğrularında eğim sıfırdır. arasında eğim pozitif, için negatiftir. Bu işaretler bazı çözümlerin 1 seviyesine yaklaşacağını düşündürür. Ancak yaklaşımın kesin biçimini ve başlangıç değerine bağlılığını ayrıca hesaplarız.
Yön alanı ile vektör alanı arasında ilişki vardır: düzlemindeki vektörleri bu eğimleri taşır. İlk bileşenin 1 olması, parametre boyunca yatay girdinin artışını temsil eder. Çizgileri aynı uzunlukta çizmek görselliği kolaylaştırır; eğimi değiştirmemek yeterlidir.
4. Ayrılabilir denklemde iki değişkeni ayırmak
biçimindeki bir denklem ayrılabilirdir. Önce olan bir çözüm aralığında çalışalım. İki tarafı ‘ye bölüp:
yazarız. sağlayan bir antitürev seçersek sol taraf zincir kuralıyla olur. İntegral alınca elde edilir. Kısa yazımdaki ayrımı bu zincir kuralı hesabını temsil eder.
, örneğinde sıfır olmayan dalda olur. İntegral verir. Başlangıç pozitif olduğu için ilgili dalda yazabiliriz; ve sonuç ‘dir. Türevi olduğundan denklemi sağlar.
Ayırma işlemi kendiliğinden çözümün hangi aralıkta bulunduğunu söylemez. Logaritmanın argümanı, paydalar ve başlangıç koşulu birlikte incelenir. Bir mutlak değerli denklemden açık fonksiyon çıkarırken işaret dalını başlangıç bilgisi seçebilir.
5. Bölmede kaybolan denge çözümleri
Az önce ‘ye böldüğümüz için çözümünü dışarıda bıraktık. Oysa özgün denkleminde doğrudan çözümüdür. Genel bir denkleminde sağlayan her sabit , ayrı kontrol edilmesi gereken bir denge çözümüdür.
için dengeler 0 ve 1’dir. Aradaki dallarda ayırma yapalım:
İntegral verir. dalında ve buradan elde edilir. ise , yani olur.
Çözüm ‘dir. Türevi , sağ tarafı da olduğundan eşittir. Başlangıç değeri ve uzun zaman limiti 1’dir. Denge 1’e sonlu bir anda “çarpıp durduğunu” söylemiyoruz; bu çözüm her sonlu zamanda 1’den küçüktür ve limite yaklaşır.
6. Doğrusal denklemde tümleştiren çarpan
Birinci mertebeli doğrusal denklem standart biçimde:
olarak yazılır. Bilinmeyen ve türevi yalnız birinci kuvvette bulunur ve birbirleriyle çarpılmaz. ve bilinen fonksiyonlardır. veya bulunan bir denklem bu anlamda doğrusal değildir; bağımsız değişkenin biçiminde görünmesi ise doğrusallığı bozmaz.
Amacımız sol tarafı bir çarpımın türevine dönüştürmektir. Sıfır olmayan ile çarpalım. olduğundan seçmek yeterlidir. Bunun pozitif bir çözümü:
olur. Bu fonksiyona tümleştiren çarpan denir. Sabit çarpan yöntemin sonucunu değiştirmediği için antitürev sabitini burada sıfır seçebiliriz. Denklem haline gelir ve bir kez integral alınır.
ve ilgili aralıkta sürekli olduğunda yöntem düzenli çalışır. En yüksek türevin önünde başka katsayı varsa önce ona bölerek standart biçime getiririz; katsayının sıfır olduğu noktaları aynı aralığın içinde dikkatsizce geçemeyiz.
7. Sabit katsayılı doğrusal örnek
, problemini çözelim. olduğu için seçilir. Denklem:
olur. İntegral alınca , dolayısıyla bulunur. Başlangıç verdiği için ‘dir:
Kontrol ve verir. Ayrıca ve iken olur. Sabit 3 denge değeridir; üstel terim başlangıçla denge arasındaki farkın zamanla nasıl azaldığını gösterir.
Aynı denklemin iki çözümünü çıkarırsak fark denklemini sağlar. Dolayısıyla başlangıç farkı ile küçülür. Bu, çözümün başlangıç değerine nasıl bağlı olduğunu doğrudan görmemizi sağlar. Genel doğrusal denklemlerde de özel bir çözüm ile homojen denklemin çözümü birlikte kullanılır.
8. Değişken katsayı ve tanım aralığı
için , olsun. Tümleştiren çarpan ‘dir. Böylece ve elde edilir. Çözüm:
koşulu , yani verir. Türev olur. eklenince toplam ‘dir; denklem doğrulanır.
Bu çözüm başlangıç noktasını içeren aralığında geçerlidir. Sıfırda hem denklemin katsayısı hem çözümün bir terimi tekildir. Aynı cebirsel ifadeyi yazabiliyor olmamız, sıfırı geçerek tek bir çözüm aralığı elde ettiğimiz anlamına gelmez. Diferansiyel denklemlerde formül kadar geçerli aralık da çözümün parçasıdır.
9. Varlık ve teklik ne zaman beklenir?
, için, başlangıç noktasının açık bir çevresinde sürekli ve bakımından yerel Lipschitz ise yeterince küçük bir zaman aralığında tek çözüm vardır. Yerel Lipschitz koşulu, yakın değerleri için gibi ortak bir katsayıyla kontrol demektir. ‘nin çevrede sürekli olması bu koşulu sağlamak için kullanışlı bir yeterli ölçüttür.
Teoremin fikrini integral biçimi açıklar: . İki aday çözüm arasındaki fark, Lipschitz katsayısı ile kısa aralığın uzunluğunun çarpımı tarafından kontrol edilir. Aralık yeterince kısaysa farkın kendi büyüklüğünden daha küçük olması zorunlu olur; tek olasılık sıfır farktır. Varlık için de bu integral ifadesini ardışık yaklaşımlarla tekrar uygularız.
Buradaki sonuç yereldir. , denkleminin çözümü ‘dir; başlangıç çevresinde tektir ama ‘e yaklaşınca büyür. Alan her yerde düzgün olsa da çözüm bütün zamanlarda sonlu kalmak zorunda değildir. Genel bir teklik teoremi sonsuza kadar devam garantisi diye okunmamalıdır.
10. Bir başlangıçtan birçok çözüm
, ve örneğinde bir çözümdür. Fakat herhangi bir için boyunca 0 kalan, için olan fonksiyon da çözümdür. Geçiş noktasında hem fonksiyon hem türev 0’dır. Sonrasında türev , karekök de aynı değerdir.
Bu farklı çözümler aynı başlangıç bilgisini sağlar. Karekökteki duyarlılık sıfır yakınında sınırsızdır: . Ortak bir sonlu Lipschitz katsayısı bulunmaz. Teoremin koşulu sağlanmadığı için teklik sonucu kullanılamaz. İstersek sağ tarafı bütün gerçek için diye genişletiriz; aynı çoklu çözümler kalır ve sorun yalnız tanım kümesinin kenarı olmaktan çıkar.
Bu örnek, “birinci mertebe denklem artı bir başlangıç değeri her zaman tek cevap verir” genellemesini düzeltir. Başlangıç bilgisi gerekli olabilir, fakat denklemin düzenliliği olmadan yeterli olmayabilir. Çözümü denkleme koymak hem bu örnekte hem genel hesaplarda en doğrudan doğrulamadır.
11. Euler yöntemi: teğetle kısa bir adım
Kapalı form bulamadığımızda küçük adımlarla ilerleyebiliriz. noktasındaki yaklaşık değere , adım uzunluğuna diyelim. Euler yöntemi:
kuralını kullanır. O anki eğimi kısa süre sabit kabul ederek teğet boyunca gideriz. Yeni noktada eğimi yeniden hesaplarız. Yöntem, türevin yerel doğrusal yaklaşım anlamını doğrudan bir hesap algoritmasına dönüştürür.
, için kesin çözüm ‘dir. seçersek her adım önceki değeri ile çarpar. Sırasıyla , , , ve elde edilir. Son değer içindir. Kesin değer yaklaşık olduğundan hata yaklaşık ‘dır.
ile on adım sonucu olur; hata yaklaşık ‘a düşer. Bu örnekte eğri yukarı kavisli olduğu için teğet adımları altta kalır. Genel denklemlerde hatanın yönü aynı olmak zorunda değildir.
12. Yerel hata ile biriken hatayı ayırmak
Kesin çözümden tek bir adım başlatırsak Taylor açılımı verir. Buradaki , hata büyüklüğünün yeterince küçük için sabit çarpı ile sınırlanması demektir. Euler yöntemi ikinci ve daha yüksek terimleri atar; tek adımın yerel hatası bu düzendedir.
Sabit uzunlukta bir aralıkta yaklaşık adım bulunduğu için, uygun düzgünlük ve Lipschitz koşullarında toplam hata mertebesindedir. Yerel ile küresel aynı şey değildir. Adımı yarıya indirmek çoğu düzenli durumda toplam hatayı yaklaşık yarıya indirir; her problemde aynı sayısal oranı garanti eden koşulsuz bir kural değildir.
Yöntemin kararlılığı da önemlidir. , için Euler çarpanı olur. Kesin çözüm azalırken seçilirse sayısal sonuç büyüyebilir. Dolayısıyla büyük adım yalnız kaba yaklaşım üretmeyebilir, yanlış davranış da üretebilir. Sonucu adım küçülterek karşılaştırmak ve denklemin beklenen nitelikleriyle denetlemek gerekir.
Bir diferansiyel denklem çözümü artık yalnız bir formül bulmaktan ibaret görünmüyor: çözümün varlığı, tekliği, aralığı ve yaklaşık hesabın hatası ayrı sorulardır. Bir sonraki yazıda ikinci türev içeren denklemlerde iki başlangıç bilgisinin nasıl rol oynadığını ve farklı üstel köklerin neden farklı davranışlar ürettiğini inceleyeceğiz.